SON DAKİKA: Ağrı’da 20 ton altın rezervi tespit edildi

Mollakara Altın-Gümüş Tesisi’nin temel atma töreni yapıldı. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Ağrı Valisi Osman Varol, TMSF Başkanı Muhittin Gülal, AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, milletvekilleri, kurum amirleri ve köylülerin katıldığı törende ilk olarak yörede yapılacak çalışmayla ilgili bilgi verildi.

TMSF Başkanı Muhiddin Gülal, Koza Altın İşletmeleri’nin 6’ncı üretim tesisini Ağrı Diyadin’de kuracaklarını söyledi. Mollakara köyünde önemli bir rezerv olduğunu vurgulayan Gülal, “Ülkemize, çok ciddi ekonomik katkı sağlayacak bir rezerv var. Bölge için önemli bir istihdam kapısı olacak. Bizim tesislerde 500-600 kişi çalışacak” dedi.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ise bölgede 197 sondaj yapıldığını 20 ton altın ve 3,5 ton gümüş rezervi tespit edildiğini açıkladı. Bakan Varank, 2022 yılı son çeyreğinde ilk dökümün yapılması hedeflenen tesiste doğrudan 500 kişiye istihdam sağlanacağını dolaylı olarak birkaç katı insana ekmek kapısı olmasını beklediklerini kaydetti. Önümüzdeki dönemde Ağrı’nın Tutak, Eleşkirt, Patnos ve Doğubayazıt ilçelerine de tekstil kentler kazandıracaklarını kaydeden Varank, işsizlik sorunu bitirme noktasında önemli adımlar atacaklarını söyledi.

ELLERİNDEN GELSE MARMARAY VE AVRASYA TUNELİNİ SUYLA DOLDURURLAR

Ağrı’daki yatırım heyecanının İstanbul’a örnek olmasını temenni eden Bakan Varank, “İstanbul’da yatırım düşmanı bir muhalefet anlayışıyla karşı karşıyayız. Yatırım düşmanı muhalefet anlayışı İstanbul’da temel atmama törenleri yapıyor. Dünyada hiçbir yerde temel atmama töreni yapan başka bir yerel yönetici olmamıştır. Şimdi işi biraz daha ileri taşıdılar. Metro inşaatlarının üstüne toprak döküp dolduruyorlar. Yatırım yapmamayı bırakın, mevcut yatırımları da başlatmamak için ellerinden gelen gayreti gösteriyor. Ellerinde olsa Marmaray ve Avrasya tünelini suyla doldurup havuz ya da patates deposu olarak kullanırlar. Bolu dağı tünelinde geldikleri nokta ‘biz bu işi beceremeyeceğiz, patates deposu yapalım.’ Ama AK Parti iktidarı sorunları çözdü, Bolu dağı tünelini ülkemize kazandırdı. Bu yatırım Vandallarına milletimiz ilk seçimde gereken cevabı verecektir” diye konuştu.

KAYNAKLARI EKONOMİYE KAZANDIRMADA KARARLIYIZ

Son dönemde denizlerde yürütülen hidrokarbon aramaları ve keşifleri hatırlatan Varank, şunları söyledi:

“Bunun yanında karada da doğal kaynakları arayıp bulmakta, çevreye duyarlı bir şekilde ekonomiye kazandırmakta kararlıyız. Bunun adımlarını kararlı bir şekilde atıyoruz. 2007’den bu yana madencilik alanında 53 milyar liralık yatırım için 3 bin teşvik belgesi düzenledik. Madencilik sektöründe girişim sayısı, üretim ve katma değerde son dönemde gözlenen büyük artış, uygulamaya başladığımız politikaların meyvelerini verdiğini gösteriyor. Son 10 yıllık dönemde sektörde faaliyet gösteren girişimcilik sayısı yüzde 25, bunun yanında sektörün üretim değeri oluşturduğu katma değer yaklaşık 4 kat artmış durumda. Sıfır üretim kapasitesiyle devraldığımız altın madenciliğinde ise destek ve teşviklerle hükümetin bu alana özel önem göstermesiyle birlikte 6 milyar dolarlık yatırım hacmine ulaştık. 2000’lerin başında bir gram dahi altın üretemeyen Türkiye, geçtiğimiz yıl pandemiyle rağmen 18 aktif madende 42 ton altın üretti. 2002 yılında bir gram dahi altın üretemiyorduk, şu anda 42 ton altın üretiyoruz. Bizden önce Türkiye’nin bütün altın ihtiyacı yüzde 100 ithalatla karşılanıyordu. Şimdi yaptığımız üretimle cari açığın kapatılmasına 2.4 milyar dolarlık katkı sağlıyoruz. Tüm bu gayretleri yeterli görmüyor, sektörü daha da ileri götürecek birçok yeni projeyi hayata geçiriyoruz. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımızla birlikte 140 milyon lira bütçeli ‘Nadir Toprak Elementleri Uygulama ve Araştırma Merkezi’ni kuracağız. Merkezde, havacılık, elektronik, otomotiv başta olmak üzere birçok alanda ileri teknoloji ürünlerin üretiminde Ar-Ge çalışmaları gerçekleştirilecek. Kahramanmaraş’ta 94 milyon liralık yatırımla altın gümüş ve kıymetli maden imalatçıları istihdam sanayi sitesini kurduk. Bu altını çıkarmak yetmiyor, bunların işlenmesi ürüne dönüştürülmesi gerekiyor. Yine 35 milyon liralık yatırımla altın cevher tasarım merkezini de kazandıracağız. 2022’de faaliyete geçecek bu projeyle hem takı imalatçılarımıza tasarım ve modellemede yardımcı olacağız hem de kuracağımız laboratuvarla nitelikli değerli taşlara olan ihtiyacımızı da karşılamış olacağız.”

‘SEKTÖR İHMAL EDİLMİŞ’

Türkiye’de maden kaynaklarını arama, keşfetme ve işletmede Cumhuriyet tarihi boyunca yeterince özen gösterilmediğini ifade eden Varank, “Türkiye kanıtlanmış altın rezervi bakamından dünyada 12’nci sırada. Potansiyele baktığımızda ilk 5 ülke arasında yer alıyor. İhmal edilmişlik, vizyonsuzluk, beceriksizlik atın üretiminde ülkemizi geri bırakılmış. Mustafa Kemal Atatürk 1933’te kurduğu altın arama ve işleme idaresi, 1935’te kurduğu MTA ile bizden önceki dönemlerde nasıl bir vizyona sahip olduğunu göstermiş, o tarihlerde bu tesisleri kurmuş. Bu muazzam altın potansiyeline rağmen kimse bu tesisleri kullanarak, bu kuruluşları kullanarak bir tek kazma vurup altın üretmemiş. Ülke olarak tüm ihtiyacımızı ithalat yoluyla karşılamışız. Bugün Atatürkçü olduğunu iddia edenler onun kurduğu bu kurumları kullanmamışlar, Türkiye’yi ithalata mahkum etmişler. Bunlara yatırım düşmanı dediğimizde, üretim cahili dediğimizde kızıyorlar” dedi.

1,2 MİLYAR DOLARLIK 20 TON ALTIN

Mollakara alanındaki aramalarda piyasa değeri 1,2 milyar dolar olan 20 ton altın, 2,8 milyon dolar olan 3,5 ton gümüş rezervi keşfedildiği bilgisini veren Varank, “160 milyon dolarlık yatırımla çevreye duyarlı şekilde ekonomiye kazandırılmasını TMSF eliyle sağlayacağız. 2022 yılı son çeyreğinde ilk altın dökümünü Cumhurbaşkanımızla birlikte yapmak istediğimizi belirtmek istiyorum. İşletme döneminde doğrudan 500, dolaylı olarak 2 bin vatandaşımıza iş imkanı sağlanmış olacak. Hesaplamalara göre 6 yıllık bir çalışma planlanırken diğer kuyularda aramalar devam ediyor. Burada aslında büyük bir potansiyelin olduğunu söyleyebiliriz. Yeni rezervlerle birlikte işletme ömrünün 15-20 yıla kadar çıkacağını öngörüyoruz. Tesisin ekonomik ömrünü tamamlamasından sonra arazinin doğaya kazandırılmasıyla ilgili çalışmalar firma tarafından yerine getirilecek. İleri teknolojili bu tesis ülkemize katma değer kazandırırken, çevre hassasiyetleri bakımından dünyaya örnek olacak. Yurt dışından gelecek bütün heyetleri bu tesiste gezdirebileceğiz” diye konuştu. 

‘TÜRKİYE’NİN DÖRT BİR YANINDA YÜRÜTÜYORUZ’

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez ise, “Taş üstüne taş koymak hizmet siyasetinin şiarındandır. Bugüne kadar Türkiye’yi büyütmenin, geliştirmenin gayreti içerisinde olduk hep. Türkiye’nin dört bir yanında yürüttüğümüz büyük alt yapı ve üst yapı projeleriyle daha modern bir Türkiye’nin temellerini attık. Doğu, batı, kuzey, güney, uzak, yakın demedik. Memleketimizin dört bir yanına ulaşmak, her bir vatandaşımıza dokunmak için büyük bir gayret sarf ettik. Bu ziyaretimiz vesilesiyle bir kere daha gördük ki bir yerin uzak ya da yakın olmasını mesafeler belirlemiyor. Yakınlık, uzaklık bunlar sadece görünenden ibaret. Yakınlık en uzaktaki birinin ne hissettiğini anlamak, onun derdiyle dertlenmek, sevinciyle mutlu olmak, üzüntüsüyle kederlenmektir. Bizim Ağrı’ya duyduğumuz sevgi ve muhabbet de buradan ileri geliyor. Ağrılı kardeşimin derdi benim derdimdir. Onun sıkıntısı, müşkülü benim de sıkıntımdır” dedi. 

KİMSEYE DANIŞMADAN, İCAZET ALMADAN

Türkiye’nin artık kendi kaynakları, kendi teknolojisi, kendi insan kaynağı ve kendi hür iradesiyle bu tür yatırımları kimseye danışmadan, kimseden icazet almadan gerçekleştirdiğini ifade eden Dönmez, şunları söyledi:

“Düşünün ki üzerinde yaşadığımız Anadolu ve Mezopotamya topraklarında altın üretimi tarih öncesi çağlardan bu yana biliniyordu. Üretimi bu denli eskiye dayanıyor altın madenciliğinin bu topraklarda. Peki, daha sonra ne oldu da altın üretimi uzun bir süre durdu? Türkiye, altın üretimine neden bu kadar geç başladı? Aslında bu soruların cevabı 2002’den bu yana yaşadığımız değişimi de gösteriyor. Kendi doğal zenginliklerini bile çıkaramayan, belki de çıkarmasına müsaade edilmeyen bir Türkiye’den bugün kendi kararlarını alan ve uygulayan bir Türkiye’ye geldik hamdolsun. Değerli misafirler, bugün insanoğlu daha konforlu bir hayatın izlerini sürüyor. Ancak çoğu kişi teknolojinin ulaştığı bugünkü noktanın altında madenciliğin yattığının farkında değil. Çevremizdeki her şey madenciliğin eseri. Bizler bu yüzden maden hayattır diyoruz. Bizler bu yüzden madencilik; gelişmenin, büyümenin temelidir diyoruz. Ancak bugün madenciliği doğa düşmanı olarak lanse edenlerin, madenciliği ve çevreyi birbirine iki zıt kavrammış gibi göstermeye çalışanların neye hizmet ettiklerini de iyi biliyoruz. Perde arkasında kimlere taşeronluk ettiklerinin, oluşturdukları algıyla, manipülasyonlarla gerçekleri nasıl eğip büktüklerinin farkındayız. Biz hep şunu diyoruz. Bu işin siyaseti olmaz. Bu iş, siyasi çıkarlara, kişisel menfaatlere alet edilemez. Çünkü bu kaynaklar hepimizin. Bu kaynaklar milletimizin, 84 milyonun. Sadece bugün yaşayanların değil, gelecek nesillerimizin de payı ve hakkı var bu kaynaklarda. Ancak iş bazen öyle noktalara geliyor ki sahada çalışan işçilerimize baskı yapmak, iş makinelerine saldırmak gibi olaylara şahit oluyoruz. Daha önce ifade ettim, burada bir kez daha vurgulamak istiyorum. Karadeniz’de bulduğumuz doğalgaz ne kadar değerliyse, yenilenebilir enerjideki her bir kilovatsaat üretim ne kadar değerliyse, madencilikte aynı oranda değerlidir. Bizler şunu iyi biliyoruz ki; enerji bağımsızlığı da maden bağımsızlığı da Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığıdır. Geleceğimizdir. Bugün yer altı zenginliklerini değerlendirmeyen bir ülke var mıdır? Elbette hayır. Yer altı zenginliklerini değerlendiremeyen ülkeler sanayide dışa bağımlı olmaktan kurtulamazlar. O yüzden bizim tek kaygımız var o da kendi zenginliğimizi en iyi şekilde değerlendirip, sanayimizin ihtiyaç duyduğu ham maddeyi üretmek. Sanayimizin ihtiyacını, önce yerli kaynaklardan karşılamak. Yerin üstü bizim için ne kadar değerliyse, yerin altı da bir o kadar değerlidir. Bugün dünyada madencilik hangi uluslararası standartlarda yapılıyorsa, Türkiye’de de aynı standart ve kurallar çerçevesinde yapılıyor. Madencilik yapılacak alanlar, madencilik sonrası yapılacak iş ve işlemler kanunlarımızda açıkça yer alıyor. Madenler de bizim, çevre de. İkisinden de vazgeçemeyiz.”

SON 20 YILDA 382 TON ALTIN ÜRETTİK

Altın madenciliğinin sektörün katma değeri en yüksek sektörlerden biri olduğunu vurgulayan Dönmez, “Bugün Türkiye’nin altın kaynağı 1.175 tondur. Geçtiğimiz yıl 42 ton altın üreterek bu alanda Cumhuriyet tarihinin rekoruna imza attık. 2001’de altın üretimine ilk defa başladığımızda yıllık üretimimiz sadece 1,4 tondu. Evet, sadece 1,4 ton. Son 20 yılda toplamda 382 ton altın ürettik. Bu üretimle devletin kazancı 76 ton altına eşdeğer vergi geliri oldu. Bu sene inşallah 45 ton üzeri bir üretim yapmayı hedefliyoruz. 5 yıl içerisinde üretim hedefimizse inşallah yıllık 100 tona ulaşmak. Hedefimiz altın ihtiyacımızı önce yerli kaynaklardan sağlamak, altın kaynaklı cari açığı önemli ölçüde azaltmak, bu alandaki istihdamı artırmak. 2021’in ilk 4 ayındaki rakamlar da bu anlamda umut verici. Hedefimiz inşallah kendi kaynaklarımızı bir an önce değerlendirerek, ithalatı mümkün olduğunca en az seviyeye çekmek. Türkiye’nin kaynağı da bu kaynağı çıkaracak gücü de var. 2022 yılı son çeyreğinde ilk dökümün yapılması hedeflenen tesiste doğrudan 500 kişiye istihdam sağlanacak olsa da tesisin dolaylı olarak birkaç katı insanımıza ekmek kapısı olmasını bekliyoruz. Tesisimizin maliyeti yaklaşık 160 milyon dolar olacak. Tesisimizin işletme ömrü çalışmaların genişletilmesiyle beraber 15-20 yıla kadar çıkacak” diye konuştu.

Konuşmaların ardından tesisin temel atma törenini gerçekleştiren bakanlar Varank ve Dönmez, çalışma yapılacak bölgede de incelemelerde bulundu.





] }

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir